23 Ocak 2013 Çarşamba

Christian Dior Haute Couture Printemps 2013


Bu hafta moda dünyası için en önemli haftalardan biri olan Paris Haute Couture haftası. Dünyada sadece bir şehirde yılda iki kez -Kış ve Yaz koleksiyonları olarak- sunulan bu defileler moda ve lüksün son noktası Haute Couture defileleri olunca haliyle biz, modaseverlerin ağızlarını sulandırıyor. Moda haftası programı dışında pazar akşamı Atélier Versace ile başlamış olsa da hakkında söyleyecek pek güzel düşüncelerim olmadığı için ben programın ilk gününün -Geçtiğimiz pazartesi- en önemli defilesi Christian Dior ile başlamak istedim.

Raf Simons'ın Christian Dior'daki ikinci Haute Couture defilesi olan ilkbahar/yaz defilesi bir bakıma bende -Gördüğüm kadarı ile çoğu modaseverde de- Galliano'yu arattı. İlk defilesindeki değişiklik ve estetik beni Simons'a hemen çekmişti ama sonrasındaki Pret-a-Porter defilesi ve Resort koleksiyonunun Dior o şaşaalı havasından çok uzak olması beni de soğuttu. Haute Couture koleksiyonuna başarısız diyemem -Özelikle yabancılar tarafından çok beğenildi- ama bir Dior değil. Dior denilince bizim aklımıza Galliano'nun o ihtişamında kaldı. Ki Siren Ertan Çarmıklı'nın dediğine göre Dior bunu kabul etmiyormuş :)


Her ne kadar Dior ve kimi yabancı modaseverler kabul etmese bile kırmızı halıdaki başarısızlığı ve bu Haute Couture Koleksiyonunun Resort, Pret-a-Porter ve önceki Haute-Couture koleksiyonuna benzemesi John Galliano kadar yetenekli ve yaratıcı olmadığının bir kanıtıdır. İtiraf ediyorum, O talihsiz olaydan sonra Galliano'nun ayrılmasını isteyenlerdendim. Ama çok pişmanım :) Bu arada küçük bir not Oscar de la Renta, Galliano'ya stüdyo açmış. Yani John de la Renta altında geri dönüyor!

Defileye dönersek;


Defileyi canlı izledim -Canlı yayını vardı, teşekkürler Dior!- sahne, müzikler ve kareografi açısından çok başarılıydı. Koleksiyon da dediğim gibi kötü değildi. Tam tersine aslında beğendim bile diyebilirim. Ama gerçekten Galliano'nun yanından geçemez.

46 lookdan oluşan defileden en önemli parçaları birlikte inceleyelim.

First look bence başarısız başladı. Estetik açıdan yetersiz.

İkinci ise Ready-to-wear koleksiyonundaki parçaları -özelikle etek- anımsatıyor ki onları da sevmemiştim bunu da beğenemedim.

Dördüncü parça ise ilk defilesinden kopmuş gelmiş gibi. Ama kesinlikle çok zarif bir parça.

Bu parça ise defilenin kalanı ile tamamen alakasız olmuş. Sanki Stella McCartney ödünç vermiş gibi duruyor.

Demode ve sıkıcı.

Estetik sıfır.

Üstündeki şey neyse o olmadan zarif bir Jumpsuit.

Elbise çok güzel! Ceket de ayrı güzel ama ikisi birlikte bir de o neon botlar ilk görüşte fazlalık ve çirkinlik duygularını oluşturdu bende. Oysa elbsie zaten güzel, Ceket de tek başına kullaıldığı zaman çok güzel olabilir. Hele bir editoryel karesinde çıplak bir manken üstünde sadece bu ceket bence nefis olur.

Zarif, üstündeki ceketsiz daha da zarif olabilirmiş.

Lanvin'nın yaptığı iki tarafı farklı elbiseler gibi olmuş ama Alber Elbaz başarmıştı. Simons'ınkinde karışık kuruşuk bir şey var.

İddialı ve cesur bir parça. Benlik değil ama çok beğeneni olur eminim.

Bu parça ise tam benlik ama altına ya gri ya hiçbir şey giymemek lazım. Sonra tüm gece dimdik dur, yürürken canın çıksın di' mi? Onu da kadınlar düşünsün :)

Mesela o altındaki yarı transparan etek ile Haute Couture defilesinde işinin olmuyacağını düşündüğünüz bir elbise birden tam anlamıyla Haute Couture oluyor. Yaratıcılığın gücü.

Çirkin.

Yine çok cesaretli bir parça, ama o çiçekler fazlalık orada. Saçma bir görüntü olmuş.

Arkadan görünümü nasıl hoş görünüyorsa önden o kadar karışık.

Bu elbisenin asıl arkası olay. Ama daha iyi bir resmini bulamadım malesef. Öyle çok ahım şahım güzellikte değil ama ilginç ve yaratıcı.

İşte bu parça çok ama çok güzel! İlk defilesinin benzeri bir form kullanmış ama işlemelerin güzelliği insanı hayran bırakıcak türden. Neon renkler de şaşırtıcı derecede güzel olmuş! Bayıldım!

Kol detayı ile sağladığı tezat hoş bir hava katmış. İşlemeler çok hoş. Özellikle arkadan görünümü hoş.

Hoş.

İşte bu parça MÜKEMMEL! Çok çok çok zarif. İşlemeleri ve renkleri ile hoşuma gitmeyen hiç bir yönü yok! Eğer aynı zariflikte brinde görebilirsek ne mutlu bana!

Closing lookda yine o ceket! Şu ceketleri giydirmesene Rafcım. Güzelim elbisenin tüm zerafetini öldürmüş o ceket.

En beğendiğim parçalar ise kesinlikle sırası ile bu beş parçadır.

 Bunların dışında makyaj çok başarısız. çoğu mankenin kıyafeti ve ruj rengi uyumsuz. O Jennifer Lopez dudakları baştan yanlış zaten.

Defileye baktığımızda genel anlamda güzel ama Dior'un  o teatral havası yok tabii. Belki başka bir marka olsaydı çok beğenebilirdim. Ama bir de kötü parçalar da çok var. On dört üstünden not verirsem notum; 8/14



4 yorum:

Curcunam dedi ki...

Hepsini tek tek ele alman çok hoş! Emeğine sağlık :) Bende o eski tadı alamıyorum ve açıkça ben bu koleksiyonu hiç beğenmedim. Hatta son koleksiyonlardan bile hoşlandım ama bundan ı-ıhhh...

selin artun dedi ki...

Öncelikle en beğendiğimi belirtiyim senin en beğendiğin beşli serinin ilkini çok çokk beğendim :) Diğerlerini de beğendim ama az beğendim :) Galliano ile ilgili yaptığım postta da dediğim gibi ''Nerdesin Galliano nerdesin??'' diyorum.. Oscar de la Renta'da Oscar'ın gölgesinde kalıcağını ve Dior'da ki havayı yakalayamıyacağını düşünüyorum..

fazılhan dedi ki...

@Curcunam
Teşekkürler :) Oh sorun bende değil o zaman, banelleşmiyorum. Gerçekten bir çirkinlik var yani :)

fazılhan dedi ki...

@Selin Artun
Aaa evet çok doğru bir düşünce aslında! Okuduğum an resmen ah ben nasıl düşünemedim oldum! Asır devirmiş Oscarcığımız hiç bırakır mı kendi markasını John Galliano'nun ellerine?! Aynı şekilde şunları da şuan, yazarken fark ettim Oscar de la Renta'nın geçen yazki koleksiyonu tam anlamıyla bir Galliano çakmasıydı! Bu adam John'un yaratıcılığından para kazanmayı gözüne koymuş! :O